Doç. Dr. Hayriye Karabulut Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı

  • Kızılırmak Mah. 1446. Cad. Alternatif İş Merkezi 12/3 Çukurambar/Çankaya/Ankara

  • 0312 431 0 999 0505 252 09 30

BOĞAZ TEDAVİLERİ



BOĞAZ TEDAVİLERİ


Geniz eti (adenoid), bebekleri ve çocukları hasta olmaktan korumaya yardımcı, süngerimsi dokulara verilen addır. Geniz eti, burun boşluğunun arka tarafında ve ağız çatısı üzerindedir ve aynı bademcik gibi, zararlı bakteri ve virüsleri yakalayarak ve bağışıklık sistemini uyararak, vücudun sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Geniz eti, ayrıca vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı antikorları da içerir.


Çocuklar büyüdükçe, vücuduna zararlı olacak etkenlerle savaşmak için başka yollar geliştirir. Bu nedenle geniz eti, genellikle 5 yaşından sonra küçültmeye, işlevini yitirmeye başlar ve ergenlikte tamamıyla yok olur. büyümesinin tanısı nasıl konur?


Geniz eti büyümesinin tanısı koymak için, doktorunuz, öncelikle kulak burun boğaz muayenesi yapacaktır. Bazı durumlarda endoskopik yöntemle geniz eti muayene edilebilir ya da röntgen istenebilir


Bademcikler, boğazımızın her iki yanında bulunan yapılardır ve boğaza giren bakteri, virüs ve alerjen gibi davetsiz misafirlerin vücuda giriş yapıp yapmadığını kontrol eder. Bademcikler, lenfoid hücrelerden oluşmuştur ve vücudun bağışıklık sisteminin parçası olan lenfositleri üretir.


Bademcik iltihabı (tonsilit), bademciklerin mikroplarla karşılaşması ve şişmesi sonucunda gelişir. Bademcik iltihabı, dört-beş yaşlarındaki çocuklarda daha sık görülmekte ve enfeksiyonlara bağlı olarak büyümektedir. Bademcikler, ileri yaşlarda küçülme eğilimi gösterir.


Beta mikrobunun neden olduğu bademcik enfeksiyonları, bazı hastalıklarla karışabilir. Kızıl, difteri ve bazı virüs enfeksiyonlarında da bademciklerde enfeksiyon görünümü vardır. Tanı koyarken bu hastalıklar akılda tutulmalıdır.


Bademcik iltihabının belirtileri nelerdir?


Bademcik iltihabının en belirgin semptomları şunlardır:


Bademciklerin kızarmış, şişmiş ve üzerinin beyaz - sarı renkli bir maddeyle kaplanmış olması Boğaz ağrısı Yutkunma sırasında ağrı veya rahatsızlık hissi Kötü ağız kokusu Ateş Seste çatallaşma Boyundaki lenf bezlerinde şişme


Bademcik iltihabı nasıl teşhis edilir?


Bademcik enfeksiyonlarının tedavisinde enfeksiyon etkeninin bulunması önemlidir. Bunun için boğaz kültürü veya hızlı antijen tarama testi yapılması önerilmektedir. Bademcik enfeksiyonları genelde kendi kendini sınırlayan bir hastalıktır ancak bazen enfeksiyon çevre dokulara yayılabilir ve enfeksiyon genişleyebilir. Yeterli tedavi edilmeyen bazı hastalarda eklemleri ve böbrekleri etkileyen kötü sonuçlar ortaya çıkabilir. Bundan dolayı, bademcik enfeksiyonunda boğaz kültürü sonucu bakteriyel bir enfeksiyon olduğu saptanırsa, ilk 7-10 gün içinde antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.


Bademcik iltihabı nasıl tedavi edilir?


Bademcikler iltihaplandığında öncelikle ilaçla tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Antibiyotik tedavisine başlanmadan önce hastalığa neden olan mikrobun tipinin belirlenmesi gerekir.


Larenjit, ses tellerinin iltihaplanmasıdır. Sorun, genelde viral kökenlidir ve dinlenme, bol sıvı alımı gibi rutin önlemlerle giderilir.


Yutma; ağızdaki, boğazdaki ve midedeki sinir ve kasların koordinasyon içinde çalışması vasıtasıyla sıvı ve katı gıdaların yemek borusuna geçmesinden oluşan karmaşık bir fonksiyondur.


Yutma bozuklukları, katı veya sıvı gıdaların boğazda birikmesi, daha sonra ses tellerinin olduğu bölgeye dökülmesi ve bunun sonucunda ses kısıklığı, boğaz temizleme hissi veya öksürük ile ortaya çıkabilir.


Günümüzde dış görünüş ve insanlar üzerinde bıraktığımız etki hepimiz için çok önemlidir. Bu nedenle, iletişim içinde olduğu insanları rahatsız edecek bir ağız kokusuna sahip olmak kişinin psikolojisini bozabilir. Ağız kokusu tedavisi, kokuya neden olan rahatsızlığın giderilmesiyle sağlanır.


Tiroit hastalıkları farklı şekilde sınıflandırılabilir. Bunun nedeni, farklı hastalıkların zaman zaman birlikte olabilmelerinden kaynaklanmaktadır.


İyi Huylu Tiroit Hastalıkları


İyi huylu hastalıklardan birinci grubunda tiroidin büyümesi yer alır ve genel anlamda "guatr" olarak bilinir. Bu büyüme tiroidin bir ya da birkaç bölgesinde, tiroit içine veya dışına doğru yumrulaşma (tomurcuklanma) şeklinde olabilir. Yumrulaşan kesime nodül, bu şekilde büyümüş tiroide nodüler guatr denir.


Tek bir nodül içeren guatrlar tek nodüllü guatr, birden fazla nodül içerenler ise çok nodüllü guatr (multinodüler guatr) adını alır. Göğüs boşluğu içine doğru büyüyen guatrla da karşılaşılabilir (substernal guatr).


İyi huylu hastalıkların ikinci grubu tiroidin işlevsel bozucularıdır. Diğer bir deyişle tiroit fazla hormon üretirse fazla çalışan tiroit söz konusudur. Bunlar zehirli guatr veya hipertiroidi olarak da adlandırılır. Buna karşın herhangi bir nedenle tiroit az hormon üretirse az çalışan tiroit ya da hipotiroidi denen durum ortaya çıkar. Guatrlı hastaların büyük kesiminde işlevsel bozuk ortaya çıkmazken, bir kısmında guatr ve işlevsel bozukluk beraber görülebilir.


İyi huylu hastalıkların üçüncü grubu tiroidin iltihabi hastalıkları ve bunların da bir kısmında guatr olabilir. Haşimato (link-haşimato) hastalığı, tiroit bezinin otoimmün; yani kişinin kendi koruma mekanizmasını, tiroit dokusunu bir yabancı olarak tanıması ile ortaya çıkan bir tiroit hastalığıdır. Ayrıca bu grupta tiroidin işlevsel bozuklukları daha sık görülür


Kötü Huylu Tiroit Hastalıkları


Kötü huylu hastalıklar ise tiroit kanseri ise başlığı altında incelenir. Tiroidin kanserleri denildiğinde, genellikle tiroidin temel yapısında bulunan hücrelerden kaynaklanan kanserler anlaşılır. Dört tip tiroit kanseri vardır ve en sık iki tipi görüldüğünden, tiroit kanseri denince çoğu kez bu iki tip akla gelir. Bunlar, "papiller" ve "folliküler" tiroit kanserleridir.


Guatr hastalığı Tiroit bezinin büyümesine guatr denir. Guatr değişik şekillerde bulunabilir. Nodülsüz guatrda her iki tiroit bezi simetrik olarak büyümüştür ve tiroidin yüzü düz ve yumuşaktır. Nodüler guatrda ise tiroit bezi büyümekle beraber içinde bir veya daha fazla nodül vardır. Yüzü boğum ve tümseklerden oluşmaktadır.


Horlama, nefes alma sırasında havanın dar bir alandan geçerken, çevresindeki yumuşak dokuların titreşimiyle ortaya çıkan sestir. Darlık arttıkça doğal olarak horlama da şiddetlenecektir. Horlamayı oluşturan darlık, sanılanın aksine sadece burundaki bir patolojiyle değil, genellikle üst solunum yolunun dil arkasında ve yutak çevresindeki bölümünün daralmasıyla ilişkilidir.


Uyku apnesi, horlamanın neden olduğu en önemli hastalıklardan biridir ve uykuda solunumun durması olarak ifade edilebilir. Uyku esnasında nefesin durması ve yüzeysel hale gelmesi anlamına gelen uyku apnesi gece boyunca defalarca tekrarlayabilir. Uyku apnesi sırasında, üst solunum yolunun açık kalmasını sağlayan kaslarda gevşeme olur. Dil kökü veya yumuşak damağın veya aşırı büyümüş bademciklerin hava yolunu tıkaması sonucunda en az 10 saniye nefes alamamak uyku apnesi olarak adlandırılır.